Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» Geri Gelen Mektup
Cuma Haz. 11, 2010 3:20 pm tarafından Admin

» Nihal ATSIZ'ın vasiyeti burada...
Cuma Haz. 11, 2010 3:15 pm tarafından Admin

» Fatİh Sultan Mehmed Mahkemede
Cuma Haz. 11, 2010 3:14 pm tarafından Admin

» Fatih Sultan Mehmet'in ibret alınacak kısa bir anısı
Cuma Haz. 11, 2010 3:13 pm tarafından Admin

» Fatih Sultan Mehmet'in İmtihanı
Cuma Haz. 11, 2010 3:11 pm tarafından Admin

» Fatih Sultan Mehmet’in Bedduası
Cuma Haz. 11, 2010 10:48 am tarafından Admin

» Başkalık Vardı
Cuma Haz. 11, 2010 10:46 am tarafından Admin

» BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ
Cuma Haz. 11, 2010 10:45 am tarafından Admin

» BAŞBUĞUM
Cuma Haz. 11, 2010 10:42 am tarafından Admin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

Kur'an-ı kerim

Aşağa gitmek

Kur'an-ı kerim

Mesaj  Admin Bir Cuma Haz. 11, 2010 9:30 am

Kur'an-ı Kerim Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem'e yirmi üç yılda parça parça indi. Kur'an-ı Kerim çeşitli konularda bazen peş peşe, bazen de aralıklı olarak iniyordu. Kur'an-ı Kerim, Allahu Teâla'nın Kur'an'da da zikrettiği hikmete göre bir defada değil olayların akışına göre inmiştir:

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ جُمْلَةً وَاحِدَةً كَذَلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤَادَكَ

"O küfredenler dediler ki; Kur'an ona bir kerede topluca indirilmeli değil miydi? Halbuki biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böylece azar azar indirir ve ağır ağır okuruz."[1]

Yani kalbine iyice yerleşmesi ve böylece de onu kavrayabilmen ve ezberlemen için onu azar azar indirdik, demektir.

وَقُرْآنًا فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَأَهُ عَلَى النَّاسِ عَلَى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنزِيلاً "Bir de Kur'an-ı insanlara ağır ağır okuman için bölüm bölüm ve gerektikçe indirdik."[2]

Bir başka ifade ile olayların akışına göre gerektikçe, yavaş yavaş indirdik. Hem Resulün kalbine iyice yerleşmesi hem insanlara Kur'an-ı yavaş yavaş okuması ve hem de olaylara göre, soru soranların sorularına cevap verilmesi için yirmi üç senede bölüm bölüm indirdik, demektir.

Kur'an-ı Kerim Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem'e iniyor ve o da Kur’an’ın göğüslerde (hafızalarda) ezberlenmesini, deriden ya da yapraklardan, ya da kemiklerden parçalar üzerine yazılmasını emrediyordu. Yani kürek kemiklerine, hurma dallarına ince ve geniş taş parçaları üzerine yazılmasını emrediyordu. Bir ayet indiğinde onu sûredeki yerine konulmasını emrediyor ve bu ayeti şu sûredeki şu ayetten sonraya koyun, yazın diyerek ayetlerin yerlerini tek tek belirtiyordu. Osman Radıyallahu Anhu'dan şöyle dediği rivayet edildi:

"Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem'e ayetler iniyordu ve Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem bu ayetleri, içerisinde şu ayetlerin bulunduğu şu sûreye koyun diyordu."[3]

Kur’an’ın indirilmesi tamamlandıktan sonra Resul Sallallahu Aleyhi Vesellem Rabbine kavuşuncaya kadar bu durum aynı minval üzere devam etti. Bu nedenle şu anda mushaftaki bütün sûrelerde bulunan ayetlerin tertibi, Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem 'den, onun Cibril'den, Cibril'in de Allah Subhenehû ve Teala'dan aldığı şekilde tevkifidir/vahyin emri doğrultusundadır.

Buna göre de ümmet, Kur'an-ı Kerimi Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem 'den en ufak bir ihtilafa yer bırakmadan nakletmişlerdir. Şu anda gördüğümüz şekle göre sûrelerdeki ayetlerin tertibi, bizzat Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem 'in emrettiği ve emrine göre de deri, yaprak, kürek kemikleri ve ağaç dalları üzerine yazılan ve göğüslerde muhafaza edilen Kur'an'ın bizzat aynısıdır. Bu nedenle sûrelerdeki ayetlerin tertibi kat'idir. Resulullah'tan, Cebrail'den ve Allah Subhenehû ve Teala’dan geldiği üzere tevkifidir.

Fakat sûrelerin tertibi ise sahabelerinRadiyallahu anhüm ictihadına göre düzenlenmiştir.

Ahmed İbni Hanbel ve diğer sünen sahiplerinin çıkardığı, İbni Hibban ve Hakim'in de tashih ettiği İbni Abbas'ın rivayet ettiği bir hadis şöyledir:

"Osman'a; Berae/Tevbe sûresi ile Enfal sûresini bir araya getirip aralarına besmele yazmadan onları yedi uzun sûrenin arasına koymanızın sebebi nedir? diye sordum. Osman dedi ki; Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem'e birkaç sûre birden iniyordu. O sûrelere ait bir şey indiği zaman vahy kâtiplerinden bazılarını çağırıyor ve onlara, şu ayetleri içinde şunların zikredildiği şu sûreye koyunuz diyordu. Enfal sûresi Medine'de inen ilk sûrelerdendir. Berae sûresi ise Kur'an'ın en son inen sûrelerindendir. Bu sûre içeriği bakımından Enfal sûresine benziyordu. Bu benzerliğinden dolayı onu Enfal sûresinden bir parça sandım. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem ruhunu Allah Subhenehû ve Teala’ya teslim etti fakat bunu bize açıklamadı."

Said b. Cübeyr İbni Abbas'tan şunu rivayet ediyor: "Bismillahirrahmanirrahim ifadesi ininceye kadar Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem bir sûrenin bitip bitmediğini bilmiyordu."

Bir başka rivayette ise: "Bismillahirrahmanirrahim ifadesi indiğinde sûrenin bittiğini biliyorlardı."

Bu da bütün sûrelerdeki ayetlerin tertibinin tevkifi olduğuna delalet etmektedir. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem Berae sûresinin durumunu açıklamadığı için Osman Radıyallahu Anhu ictihad yaparak onu Enfal sûresine birleştirmiştir.

"El-ikna" isimli kitapta nakledildiğine göre İbni Mesud'un mushafında Berae sûresinin başında besmele vardır.

Ayetlerin tertibinde herhangi bir ihtilaf olmamakla beraber sûrelerin tertibinde sahabelerin farklı mushafları muhafaza ettikleri rivayet edilmiştir. sûrelerin tertibi açısından İbni Mesud'un mushafı ile Osman'ın mushafı farklıdır. İbni Mesud'un mushafının tertibinde, önce Fatiha sonra Bakara, sonra Nisa sonra da Âl-i İmrân sûresi gelmektedir. Osman'ın mushafındaki düzenleme ise Fatiha, Bakara, Âl-i İmrân ve Nisa şeklindedir. Her ikisi de sûrelerin nüzulüne göre düzenlenmemiştir. Ali Radıyallahu Anhu'nun mushafının nüzul sırasına göre şu şekilde tertip edildiği söylenir: Alak, Müddessir, Kalem, Müzzemmil, Tebbet, Tekvir, A’la sıralamasıyla önce Mekki sûreler sonra da sırasıyla Medeni sûrelere göre tertip edilmiştir. Sûrelerin tertibinde görülen bu farklılıklar sûrelerin tertibinin tevkifi olmayıp sahabenin ictihadının bir sonucu olduğuna delalet etmektedir.

Bu nedenle okurken sûrelerin tertibine uymak ne namazda, ne Kur'an tilavetinde, ne ders esnasında ne de eğitim esnasında vacib değildir. Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem'in bir gece namazında Âl-i İmrân sûresinden önce Nisa sûresini okuması da buna delalet etmektedir. Ancak Kur'an-ı Kerimin tersten okunmasını yasaklayan rivayetler, sûreleri tersten okumayı değil aynı sûredeki ayetleri tersten okunmasını yasaklamaktadır.

Cibril, Kur'an'dan inmiş olanların tamamını her yıl bir defa Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'e okuyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in vefat ettiği sene ise Cibril Kur'an'ın tamamını Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'e iki defa okudu.

Aişe Radıyallahu Anha'nın Fatıma Radıyallahu Anha'dan rivayetine göre;

أَسَرَّ إِلَيَّ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّ جِبْرِيلَ كَانَ يُعَارِضُنِي بِالْقُرْآنِ كُلَّ سَنَةٍ وَإِنَّهُ عَارَضَنِي الْعَامَ مَرَّتَيْنِ وَلاَ أُرَاهُ إِلاَ حَضَرَ أَجَلِي "Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem bana gizlice şöyle dedi: Cibril Aleyhisselam her sene bana Kur'an-ı bir defa okuyordu. Bu sene iki defa okudu. Bu da ecelimin yaklaştığını gösteriyor."[4]

Ebu Hüreyre Radıyallahu Anhum’dan: "Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem 'e Kur'an her sene bir defa arz olunuyordu/tamamı okunuyordu. Vefat ettiği sene Cibril Kur'an-ı ona iki defa arz etti."[5]

Her sene Cibril'in Kur'an-ı Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem'e arz etmesi demek, ayetlerin birbiri ile olan tertibini ve ayetlerin sûrelerdeki tertibinin arz edilmesi anlamına gelmektedir. Çünkü Kitabın arzı, Kitabın cümlelerinin, kelimelerinin ve tertibinin arzı demektir. Resul Sallallahu Aleyhi Vesellem'in vefat ettiği sene iki defa arz edilmesi de ayetlerin birbirlerini takip ediş sırasını ve ayetlerin sûreler içindeki tertibinin arzı anlamını ifade eder. Hadisten sûrelerin birbirleri ile olan tertibini anlamak da mümkündür. Ancak ayetlerin tertibi ile ilgili olarak birçok sarih ve sahih hadisler vardır. Bu hadisler ayetlerin tertibinin ve ayetlerin sûreler içindeki tertibinin nassıdır. Örneğin;

ضعوا هذه الآيات في سورة كذا بعد آية كذا "Şu ayeti şu sûredeki falan ayetten sonra koyunuz."

ضَعُوا هَؤُلاَءِ الاَيَاتِ فِي السُّورَةِ الَّتِي يُذْكَرُ فِيهَا كَذَا وَكَذَا "Şu ayetleri şunların zikredildiği sûreye koyun."[6] gibi emir içeren ifadeler ayetlerin tertibi konusunda geçen açık ve sahih nasslardır. Bir sûrenin bitip bir başka sûrenin başlaması Cebrail vasıtasıyla Allah'tan tevkifidir. İbni Abbas'tan; "Besmele ininceye kadar Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem bir sûrenin bittiğini bilmiyordu." Bir başka rivayette ise; "Besmele inince sûrenin bittiğini anlıyorlardı." Bütün bunlar kesinlikle sûrelerdeki ayetlerin tertibinin, sûrelerdeki ayetlerin sayısının ve yerlerinin hepsinin Allah Subhenehû ve Teala tarafından tevkifi olduğuna delalet etmektedir. Böylece ümmetin Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem 'den naklettikleri tevatüren sabittir.

Sûrelerin tertibine gelince: Her ne kadar Kur'an'ın Cebrail tarafından sunulması hadisinden sûrelerin tertibinin de tevkifi olduğu anlaşılırsa da diğer hadislerden de tevkifi olmadığı anlaşılmaktadır. Mü'minlerin annesi Aişe Radıyallahu Anha’dan;

إِذْ جَاءَهَا عِرَاقِيٌّ فَقَالَ أَيُّ الْكَفَنِ خَيْرٌ قَالَتْ وَيْحَكَ وَمَا يَضُرُّكَ قَالَ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ أَرِينِي مُصْحَفَكِ قَالَتْ لِمَ قَالَ لَعَلِّي أُوَلِّفُ الْقُرْآنَ عَلَيْهِ فَإِنَّهُ يُقْرَأُ غَيْرَ مُؤَلَّفٍ قَالَتْ وَمَا يَضُرُّكَ أَيَّهُ قَرَأْتَ قَبْلُ إِنَّمَا نَزَلَ أَوَّلَ مَا نَزَلَ مِنْهُ سُورَةٌ مِنَ الْمُفَصَّلِ فِيهَا ذِكْرُ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ حَتَّى إِذَا ثَابَ النَّاسُ إِلَى الاَسْلاَمِ نَزَلَ الْحَلاَلُ وَالْحَرَامُ وَلَوْ نَزَلَ أَوَّلَ شَيْءٍ لاَ تَشْرَبُوا الْخَمْرَ لَقَالُوا لاَ نَدَعُ الْخَمْرَ أَبَدًا وَلَوْ نَزَلَ لاَ تَزْنُوا لَقَالُوا لاَ نَدَعُ الزِّنَا أَبَدًا لَقَدْ نَزَلَ بِمَكَّةَ عَلَى مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهم عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَإِنِّي لَجَارِيَةٌ أَلْعَبُ ( بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ ) وَمَا نَزَلَتْ سُورَةُ الْبَقَرَةِ وَالنِّسَاءِ إِلاَ وَأَنَا عِنْدَهُ قَالَ فَأَخْرَجَتْ لَهُ الْمُصْحَفَ فَأَمْلَتْ عَلَيْهِ آيَ السُّوَرِ

"Iraklı bir adam ona geldi ve şöyle dedi: Hangi kefen daha hayırlıdır? Aişe Radıyallahu Anha; Yazıklar olsun sana. Bunun sana ne zararı var? dedi. Bunun üzerine Iraklı adam; Ey müminlerin annesi mushafını bana göster. Aişe Radıyallahu Anha; Niçin? diye sorunca adam; Belki sendeki nüshaya göre telif ederim. Hangisini önce okursan sana ne zararı var. İlk önce inen sûreler Cennet ve Cehennem hakkında tafsilatı içeriyordu. İnsanlar İslâm'a yönelince helal ve haram ayetleri indi. Eğer önce içki içmeyin ayeti inseydi, biz ebediyen içkiyi bırakmayız derlerdi. Zina etmeyin ayeti inmiş olsaydı biz ebediyen zinadan vazgeçmeyiz derlerdi. Mekke'de henüz oyun oynayan bir kız çocuğu iken Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem'e: "Daha doğrusu onlara va'd olunan asıl saattir. O saat ne belalı, ne acıdır."[7] ayeti indi. Bakara ve Nisa sûresi ben yanında iken indi. Sonra Aişe Radıyallahu Anha yanındaki mushafı çıkardı ve sûreleri ona yazdırdı."[8]

Bu hadis Kur'an'ın başlangıçta toplu halde olmadığına delalet etmektedir. Sahabelerin mushafı tertiplerindeki ihtilaf da buna ilave edildiğinde Kur'an'daki sûrelerin tertibinin sahabenin ittifakı ile olduğu anlaşılır.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 211
Kayıt tarihi : 10/06/10

Kullanıcı profilini gör http://turkislamdevletleri.hareketforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz